Hedef 1D1
Hedef 1D1 » ÖSS » ÖSS - Dersler/Konular » ALTIN YAY VE ÜÇ GÜMÜŞ OK

ÖSS - Dersler/Konular Öğrenci Seçme Sınavı Dersler/Konular

Cevapla
LinkBack Seçenekler Stil
ALTIN YAY VE ÜÇ GÜMÜŞ OK
  #1 (permalink)  
Alt 08-21-2009, 06:19 AM
cameron
Durum: Kapalı
Üye
 
Üyelik tarihi: Aug 2009
Mesajlar: 2.025
Tecrübe Puanı: 3
cameron is on a distinguished road
Standart ALTIN YAY VE ÜÇ GÜMÜŞ OK





Oğuz-Kağan'ın altı oğlu hükümdarlık sembolü olan, 'altın bir yay'' ile ''''üç gümüş ok''u, avda bulup getirmişlerdi'':



Altından yapılmış bir yay ile üç gümüş okun, Oğuz'un oğulları tarafından bulunuşu, hemen hemen bütün Oğuz destanlarında yer almaktadır. Tabiî olarak, ayrı yer ve zamanlarda yazılmış olan Oğuz destanlarında, bu konuda da ufak değişiklikler görmüyor değiliz. Uygur türkçesi ile yazılmış Oğuz destanı, yayla okların daha önce, rüyada görüldüklerini yazıyordu. Bu çok güzel olay, şöyle olmuştu:



Söz dışında kalmasın, bilsin herkes bu işi,



Oğuz-Kağan yanında, vardı bir koca kişi,



Sakalı ak, saçı boz, çok uzun tecrübeli.



Soylu bir insan idi, akıllı düşünceli.



Ünvanı Tüşimeldi, yani Kağan veziri,



''Uluğ Türük'' dü adı, Oğuz'un seçme eri.



Altından bir yay gördü, uyur iken uykuda,



Yayın bulunuyordu, üç gümüşten oku da.



Ta doğudan batıya, altın yay uzanmıştı,



Üç gümüş ok kuzeye, sanki kanatlanmıştı.



Anlattı Oğuz-Han'a, uyanınca uykudan,



Rüyayı tabir etti, içindeki duygudan,



Dedi: ''Bu düşüm sana, dirlik düzenlik versin!



''Hakanıma inşallah, birlik güvenlik versin!



''Rüyada ne gördüysem, Gök Tanrı'nın sözüyle,



''Seni de öyle yapsın, Tanrı kutsal özüyle!



''Yeryüzü hep insanla, dolup taşar boyuna,



''Tanrım! Bağışlayıver! Oğuz-Kağan soyuna!''



Eski tarih kaynaklarına göre ise olay şöyle olmuştu: ''Oğuz-Han'ın altı oğlu bozkırlarda avlanırlarken, tesadüfen bir altın yay ile üç gümüş ok bulmuşlar ve bunları babalarına getirmişlerdi''.



Oğuz destanlarının en son metinlerinden biri sayılan, Hive'nin meşhur Türk hanı Ebülgazi Bahadır Han'ın eserinde ise durum şöyle anlatılıyordu:



''Oğuz-Kağan bir vezirine, altın bir yay ile üç gümüş ok vermiş ve bunların ayrı ayrı yerlerde, bozkırlar içine, yarıya kadar gömülmesini emretmişti. Bey, Oğuz-Kağan'ın emrini yerine getirerek yayı, batıdaki bir bölgeye ve üç gümüş oku da doğuda yarı yerlerine kadar gömerek, gelmişti. Bundan sonra Oğuz-Kağan göğün kızından doğan üç oğlunu, yani Gün-Han, Ay-Han ve Yıldız-Han'ı batıya göndermişti. Yerin kızından doğan üç oğlunu, yani Gök Dağ ve Deniz Hanları da, avlanmak için, doğuya göndermişti. Batıda ve doğuda avlanan çocuklar, yay ile okları bularak sevinmişler ve hemen onları babalarına götürmüşlerdi. Oğuz-Han, altın yayı bulan çocuklarını, Batı ülkelerine tayin etmiş ve gümüş okları bulanları da Doğu bölgelerine vermişti''. Oğuz-Han'ın beyini göndererek, yay ile okları yarı yerlerine kadar toprağa gömdermesi, başka hiçbir kaynakta görülmemektedir. Bu bakımdan böyle bir olayın, sonradan uydurulmuş olması, ilk bakışta akla çok uygun gelmektedir. Fakat Türk mitolojisinin diğer motiflerini de hatırlayınca, bu olay üzerine önem vermeden geçmek, mümkün olmamaktadır. Çok eski bir efsanedir: ''Atilla'nın çobanlarından birisi, günün birinde bir sığırın, ayağının kanadığını hayretle görmüş. Acaba sığırın ayağını böyle ne kesti diye araştırırken, yere saplanmış bir kılıç bulmuş. Sapından yere saplanmış olan bu kılıcı topraktan çıkararak, Atilla'ya getirmiş. Atilla'nın etrafındakiler bunu görünce çok sevinmişler ve bu kılıcın, Tanrının kılıcı olduğunu söylemişler. Ayrıca, bu kılıcı elde eden hükümdarın da, yaryüzüne hâkim olacağını ifade etmişler''. Gerçi bu hikâye, İskitler çağında da görülen bir efsane motifidir. Fakat Batı bölgelerini ellerinde tutacak olan Oğuz-Han'ın oğullarının, yere gömülü altın bir yay bulmaları, da, herhalde Ebül Gazi Bahadır Han tarafından uydurulmuş bir efsane motifi olmasa gerekti.



''Atilla'nın kılıcı'' gibi, Oğuz-Kağan'ın oğullarının buldukları ''Altın Yay'' ile ''Üç gümüş ok'' da, Tanrı tarafından gönderilmiş bir hakanlık sembolü gibi düşünülüyordu. Oğuz-Kağan'ın vezirinin, az önce bu konu ile ilgili olarak nasıl bir rüya gördüğünü okumuştuk. Şimdi yine Uygur türkçesi ile yazılmış Oğuz destanından, bu yay ile okların nasıl bulunduklarını okuyalım:



Sabah olunca gördü, kendinden büyükleri, Çağırtarak getirtti, kendinden küçükleri, Dedi: ''- Hey! Gönlüm benim'' Avlansana haydı der! ''İhtiyarlık başa geldi, cesaretin hani der! ''Gün, Ay, ve Yıldız sizler, gidin gündoğusuna, ''Gök, Dağ ve Deniz siz de, gidin günbatısına!'' ''Oğuz-Han oğulları, bunu hemen duyunca, Gitti üçü doğuya, üçü batı boyunca. Av avlayıp, kuş kuşlayan, Gün ile Yıldız ve Ay, Buldular yolda birden, som altından tam bir yay. Sundular Oğuz-Han'a, Han sevindi hem güldü, Aldı bu altın yayı, kırarak üçe böldü. Dedi: ''-Ey, oğullarım! Kullanın bir yay gibi! ''Oklarımız erişsin, göğe değ bu yay gibi!'' Av avlayıp kuş kuşlayan, Dağ ile Deniz ve Gök, Buldular yolda birden, som gümüşten tam üç ok, Sundular Oğuz-Han'a, Han sevindi hem güldü. Aldı üç gümüş oku, oğullarına böldü. Dedi: ''- Ey, oğullarım! Sizlerin olsun bu ok, ''Yay atmıştı onları, olun siz de birer ok!''



Yay Türklerde bir hakimiyet sembolü idi. Hatta Büyük Selçuklu devletinin sembolü de, bir yaydan başka bir şey değildi. Fakat Oğuz Kağan destanındaki altın yay, gökyüzünü baştan başa kaplıyordu. Burada yay, bir devletin değil, daha çok gökyüzünün bir sembolü halinde idi. Gerçekten de Türkler, zaman zaman yayı gökyüzünün bir sembolü olarak görmüşlerdi. Onlara göre ''ebe kuşağı'' da, Tanrının bir yayı gibi idi. Türlü renklerle bezenmiş olan ''ebe kuşağı'', gerçekten de altın bir yayı andırıyordu. Daha sonraki motifleri de, kesin olmamakla beraber bir açıklama dönemesine tabî tutmak, henüz daha hiçbir şey bilmediğimiz bu konular için faydalı olacaktır. Daha gerçekçi Oğuz destanlarına göre: ''Oğuz Kağan altın yayı, üç büyük oğluna vermiş ve onlara, yayın bir hükümdarlık sembolü olduğunu hatırlatmıştı. Bu sebeple hükümdarlık, devamlı olarak batıda oturan ve Oğuzların Boz-Ok Türklerini meydana getiren, üç büyük çocuğun hakkı olacaktı''. Gerçekten de Türklerde yay, bir hükümdarlık sembolü idi. Efsane yazarı, buna kendinden fazla bir şey il've etmemişti: ''Oğuz-Han doğuda oturan üç küçük oğluna, yani Üç-Ok'ların atalarına ise, üç gümüş ok vermişti. Bu okları verirken de oğullarına, okun bir elçilik sembolü olduğunu hatırlatmadan geri kalmamıştı''. Gerçi Türklerde ok, bir elçilik sembolü idi. Bir yere giden elçiler sembol olarak ellerinde, kendi hükümdarlarının oklarını taşırlardı. Fakat Oğuz-Kağan'ın küçük oğullarının, elçi mertebesinde oldukları düşünülemezdi. Göktürk devletinde Bumın-Kağan, doğuda oturur ve Büyük Kağan ünvanını taşırdı. Batıdaki küçük kardeşi ise, onun emrinde olarak Yabgu idi. Kendisi gerçi Büyük Kağan değildi ama, devlet içinde Bumın-Kağan'dan sonra geliyor ve bölgesinin idaresini de, tam sel'hiyetle elinde tutuyordu. Üç-Ok'ların devlet içindeki vazife ve sel'hiyetleri de, İstemi-Kağan'ınkine benzetilebilirdi.


'''
Digg this Post!Add Post to del.icio.usBookmark Post in Technorati
Alıntı ile Cevapla
Cevapla
Seçenekler
Stil

Yetkileriniz
Konu Acma Yetkiniz Yok
Cevap Yazma Yetkiniz Yok
Eklenti Yükleme Yetkiniz Yok
Mesajınızı Değiştirme Yetkiniz Yok

BB code is Açık
Smileler Açık
[IMG] Kodları Açık
HTML-Kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık


Benzer Konular
Konu Konuyu Başlatan Forum Cevaplar Son Mesaj
Gümüş Para Yapımı [ Resimli Anlatım ] cameron Photoshop 0 08-30-2009 02:39 PM
gümüş dizisi şarkı sözleri Administrator Film ve Dizi Şarkı Sözleri 0 08-22-2009 06:34 PM
Gümüş Renkli Çanta Modelleri... Administrator Kadın 0 08-22-2009 05:16 PM
Altin Safran Belgesel Film Proje Yarismasi erkmen Sinema Dünyasından Haberler 0 08-21-2009 12:52 PM
acık öğretim altin kurallar .. cameron Açıköğretim Güncel 0 08-20-2009 05:55 AM


Tüm Zamanlar GMT Olarak Ayarlanmış. Şuanki Zaman: 01:25 PM.
Powered by vBulletin® Version 3.8.4
Copyright ©2000 - 2010, Jelsoft Enterprises Ltd.
SEO by vBSEO 3.3.0 1d1.org